Tarihte bugün: 18 mayıs – En Son Haberler

15.07.2022 14:44 Son Güncelleme: 15.07.2022 14:47 Giyaseddin Ebu’l Feth Bin İbrahim El Hayyam, İran’ın Nişabur kentinde, bir çadırcının oğlu olarak hayata merhaba dedi. Çadırcı anlamına gelen soyadını babasının mesleğinden aldı. Fakat soyadının fazlaca ötesinde işlere imza attı. Yaşamış olduğu dönemde İbn-i Sina’dan sonrasında Doğu’nun yetiştirdiği en büyük alim olarak kabul edildi. Tıp, fizik, astronomi, cebir, geometri ve matematikte mühim emek harcamaları olan Hayyam için zamanının tüm bilgilerini bilmiş olduğu söylenirdi. Herkesten değişik olarak yapmış olduğu çalışmaların çoğunu kaleme almadı, oysa adını çokça duyduğumuz teoremlerin isimsiz kahramanı oldu. Elde bulunan nadir kayıtlara dayanılarak Hayyam’ın emek harcamaları şu şekilde sıralanabilir: Yazdığı bilimsel içerikli kitaplar içinde ‘Cebir ve Geometri Üstüne’, ‘Fizyolojik Bilimler Alanında Bir Özet’, ‘Varlıkla İlgili Informasyon Özeti’, ‘Oluş ve Görüşler’, ‘Bilgelikler Ölçüsü’, ‘Akıllar Bahçesi’ yer alır. En büyük eseri ‘Cebir Risaliyesi’dir. 10 bölümden oluşan bu kitabın dört bölümünde kübik denklemleri incelemiş ve bu denklemleri sınıflandırmıştır. Matematik tarihinde ilk kez bu sınıflandırmayı icra eden kişidir. Hayyam cebiri, sayısal ve geometrik bilinmeyenlerin belirlenmesini amaçlayan bilim olarak tanımlıyordu. Matematik bilgisi ve kabiliyeti dönemin fazlaca ötesindeydi ve denklemlerle ilgili başarı göstermiş emekler yapmış oldu. Nitekim, 13 değişik üçüncü dereceden denklem tanımladı. Denklemleri çoğunlukla geometrik metod kullanarak çözdü ve bu çözümleri zekice seçilmiş konikler üstüne dayandırdı. Bu kitabında iki koniğin arakesitini kullanarak üçüncü dereceden her denklem tipi için köklerin bir geometrik çizimi bulunduğunu belirtti ve bu köklerin varlık koşullarını tartıştı. Bunun yanısıra binom açılımını da buldu. Binom teoerimini ve bu açılımdaki katsayıları gören ilk şahıs olduğu düşünülmektedir. Pascal üçgeni diye bildiğimiz şey aslen bir Hayyam üçgenidir. Öğrenimi tamamlayan Ömer Hayyam kendisine bugünlere kadar uzanacak bir ün kazandıran ‘Cebir Risaliyesi’ni ve ‘Rubaiyat’ı Semerkant’ta kaleme aldı. Devrin üç meşhur adı Nizamülmülk, Hasan Sabbah ve Ömer Hayyam bu şehirde bir araya geldi. Devrin hakanı Melikşah, adı devlet düzeni anlamına gelen ve bu ada yakışır işler icra eden veziri Nizamülmülk’e fazlaca güvenirdi. Ömer Hayyam ile ilk kez Semerkant’ta tanışan Nizamülmülk onu İsfahan’a çağrı etti. Buluştuklarında Hayyam’a devlet rüyasından bahsetti ve hayalinin gerçekleşmesi için yardım istedi. Fakat Hayyam devlet işlerine karışmak istemedi ve teklifini geri çevirdi. 4 aralık 1131’de doğduğu yer olan Nişabur’da hayata veda etti. Zamanında bir alim olarak ün kazanan Ömer Hayyam’ın edebiyat tarihindeki yerini elde eden, sonraki yüzyılarda da İslam dünyasının en büyük şairlerinden biri olarak anılmasına neden olan ‘Rubaiyat’ıdır (‘Dörtlükler’). Ömer Hayyam, İran ve Doğu edebiyatında rubai türünün kurucusu sayılır. Sonraları aralarına başkalarının eserleri de karışan bu rubailer 200 kadardır. Dörtlüklerinde kolay anlaşılan, yumuşak, akıcı, açık bir dil kullanır. Gerçekçidir. Yaşayıp gördüklerini, çevresinden, dönemin gidişinden almış olduğu izlenimleri yapmacığa kapılmaksızın, olduğu şeklinde dile getirir. Şiirinde dönemin haksızlıkları, softalıkları, akıl almaz saçmalıkları ince, alaylı, iğneleyici bir üslupla yerilir. Ona gore, gerçek olan yaşanandır, dünyanın ötesinde ikinci bir dünya yoktur. İnsan, yaşadıkça gerçektir, gerçek ise yaşanandır. En şaşmaz ölçü akıl ve sağduyudur. İnsan bir akıl varlığıdır. Gerçeğe sadece akıl yolu ile ulaşılabilir. Dörtlüklerinin mevzusu aşk, şarap, dünya, insan yaşamı, yaşama luğu, içinde bulunduğumuz geçici dünyanın tadını çıkarma şeklinde insanla sıkı bir bağlantı içinde bulunan gerçek fiil ve davranışlardır. Şiirlerinde işlediği mevzulara, çokluk felsefe açısından bakar. Aşk, luk, yaşamın tadını çıkarma, Hayyam’a gore vaz geçilmez insan duygularıdır, insan yaşamının ana dokusu bunlarla örülüdür. Bazı dörtlüklerinde filozofça derin bir sezgi, açık bir sevgi, gösterişten, aşırılıktan uzak bir yaşama anlayışı görülür. Hayyam kendisinden sonrasında gelen pek fazlaca şairi etkilemiş, rubai alanında tek örnek olarak benimsenmiştir. Hayyam’ın dörtlüklerinden birkaç örnek Şu olan biten varya boş ver onaTaş yağsın isterse fazlaca sürmezDakka şaşma dakka yaşamaya bakNe geçmişi düşün ne gelecekten kork Ben olmayınca bu güller, bu serviler yok. Kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok. Sabahlar, akşamlar, sevinçler, tasalar yok. Ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok. Uyumuşum; rüyamda akıllı bir insan  Dedi: Luk gülü açmaz uykuda, uyan;  Ne işin var bu ölüme benzer ülkede?  Kalk, şarap iç, sonsuz uykulara dalmadan.   Gerçeği bilemeyiz madem, ne yapsak boş;  Yaşam boyu şüphe içinde kalmak mı hoş?  Aklın var ise kadehi bırakma elden  Bu karanlıkta ha ayık olmuşsun, ha sarhoş.   Şarap güllere çevirsin sabahımızı;  Çalalım yere şan onur külahımızı;  Nemize gerek bizim uzun dilekler,  Uzun saçlar, çalgılar sarsın havamızı.   Benim yasam artık şarap,  çalgı, eğlenti;  Dinim dinsizlik, bıraktım her ibadeti;  Nişanlım dünyaya: Ne çeyiz istersin, dedim:  Çeyizim,senin gamsız yüreğindir, dedi.   Kim demiş haram nedir bilmez Hayyam?  Ben haramı helalı karıştırmam:  Seninle içilen şarap helaldir,  Sensiz içtiğimiz su bile haram.   Günün öteki mühim vakaları 1804: Napoleon Bonaparte, Fransa İmparatoru diye deklare edildi.1871: Paris Komünü eşit işe eşit ücret verilmesini kabul etti.1872: İngiliz felsefeci ve matematikçi, Nobel Edebiyat Ödülü sahibi, sulh hareketi lideri Bertrand Russel hayata merhaba dedi.1897: ABD’li film yönetmeni Frank Capra hayata merhaba dedi.1898: Ozan Faruk Nafiz Çamlıbel, İstanbul’da hayata merhaba dedi.1929: Suşehri’nde 6.1 büyüklüğünde bir zelzele meydana geld: 64 şahıs öldü.1943: Adolf Hitler müttefiki İtalya’nın teslim olmaya yönelmesi üstüne Alaric Operasyonu’nu başlatarak İtalya’nın Alman ordularınca istilası emrini verdi.1968: Fransa’da mayıs ayaklanması sürüyor. Devlet Başkanı de Gaulle Romanya’daki ziyaretini beklenenden 12 saat ilkin bitirerek ülkesine döndü. Sinemacılar Cannes Film Festivali’ni işgal etti. Önde gelen Fransız film yönetmenleri eserlerini yarışmadan çekti, jüri çekilme ederek festivali sona erdirdi.1974: Hindistan, Pokhran eyaletindeki Racastan Çölü’nde ilk nükleer tabanca denemesini başarıyla gerçekleştirmiş oldu.1976: Başbakan Süleyman Demirel’in düşsel mobilya ihracatı suçundan tutuklu yeğeni Yahya Demirel, Zonguldak Ağır Ceza Mahkemesi tarafınca tahliye edildi.1976: TRT’nin ilk spikerlerinden Zafer Cilasun 37 yaşlarında Ankara’da yaşamını yitirdi.1986: Çernobil Nükleer Santrali’ndeki patlamanın arkasından Atom Enerjisi Komisyonu Başkanı Prof. Ahmet Yüksel Özemre, “radyasyonda kaygı edilecek bir şey yok” dedi.1987: İstanbul’da ilk deniz otobüsleri işlemeye başladı. İlk seferler Bostancı-Kabataş içinde yapılmış oldu.1995: Gazi Mahallesi vakalarını protesto gösterisi esnasında gözaltına alınan ve tekrar haber alınamayan Hasan Ocak’ın Altınşehir Mezarlığı kimsesizler kısmına gömüldüğü ortaya çıktı.1996: Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e, İzmit’te İbrahim Gümrükçüoğlu tarafınca suikast girişiminde bulunulmuş oldu. Demirel, vakadan yara almadan kurtuldu. Koruma Müdürü Şükrü Çukurlu kolundan, bir gazeteci ise ayağından yaralandı.1997: Milliyetçi Hareket Partisi kurultayında kavga çıktı. Kurultay, hakim kararıyla bir ay ertelendi.2000: Doç.Dr. Bahriye Üçok’un katledilmesinde kullanılan pakette tespit edilen parmak izinin, Ümit Operasyonu çerçevesinde yakalanan Ferhan Özmen’e ilişik olduğu belirlendi.2003: Türkiye’nin ilk hususi rakı fabrikasının temeli, İzmir’in  Menderes ilçesi Tekeli beldesinde atıldı. Tarihte bugün arşiviEkim ayı arşiviKasım ayı arşivi Aralık ayı arşiviOcak ayı arşiviŞubat ayı arşiviMart ayı arşiviNisan ayı arşivi1 mayıs2 mayıs3 mayıs4 mayıs5 mayıs6 mayıs7 mayıs8 mayıs9 mayıs10 mayıs11 mayıs12 mayıs13 mayıs14 mayıs15 mayıs16 mayıs17 mayıs

Son Dakika Haberler